Türkiye Cumhuriyeti

Gümülcine Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

10 Kasım Konuşma Metni, 10.11.2011

Bugün Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 73. yıldönümünde kendisini anmak ve onun Türk milletine bıraktığı mirasa olan şükran duygularımızı ifade etmek için burada toplanmış bulunmaktayız.



10 Kasım 1938 tarihinde Atatürk bedenen aramızdan ayrıldı. Bugün, Atamızın aziz hatırasını yad etmenin ötesinde, başta kurduğu Cumhuriyet olmak üzere, O’nun meydana getirdiği eserleri korumak ve bizlere gösterdiği hedefler doğrultusunda yeni kazanımlar elde etmek adına yaptıklarımızı ve bundan sonra yapılması gerekenleri düşünebileceğimiz özel bir gündür.



Atatürk; askeri dehası, çağının ötesinde devlet adamlığı, diplomasi yeteneği ve eşsiz liderliğinin yanı sıra, birçok bakımdan çığır açan bir fikir adamı olarak kalplerimizde yaşamaktadır. “Zafer zafer benimdir diyebilenindir; başarı başarılı olacağım” diye başlayanın ve “başarılı oldum” diyebilenindir” sözleriyle bizleri her zaman doğru yolda azimle ilerlemeye çağıran Atatürk’ün izinde, temel hak ve özgürlüklere saygılı, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine dayalı Cumhuriyetimizin kazanımlarını daha ileri düzeye çıkarmak için inançla çaba gösteriyoruz.



Bu çabalarımızda en büyük destekçimiz, yine Atatürk’ün bizlere emanet etmiş olduğu yüksek değerlerdir. Atatürk’ü anlamak; O’nun değerlerine sahip çıkmak demektir. O’nu anlamak; kişisel çıkar ve ihtiraslardan uzak bir şekilde vatanseverlik duygusuyla çalışmak demektir. Atatürk’ü anlamak; mutluluğu, yalnız kendi ülkesinde değil, tüm insanlığın barış içerisinde yaşamasında arayacak kadar insan sevgisiyle dolu, üstün bir ahlak anlayışına sahip olmak demektir.



Atatürk’ün en büyük ideallerinden birisi de milletler arasında kardeşçe bir insanlık hayatı meydana getirmekti. “İnsan mensup olduğu milletin varlığını ve mutluluğunu düşündüğü kadar, bütün dünya uluslarının huzur ve refahını düşünmeli ve kendi milletinin mutluluğuna ne kadar kıymek veriyorsa, bütün dünya uluslarının mutluluğuna hizmet etmeye elinden geldiği kadar çalışmalıdır” sözleri ona aittir. Onun, “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözü, Türk dış politikasının temelini oluşturmanın ötesinde, barış idealinin evrensel simgesi haline gelmiştir. Türkiye bugün, BM’nin yanı sıra NATO, Avrupa Konseyi, AGİT ve OECD’nin tam üyesi olarak gerek bölgesel düzeyde gerek dünya çapında istikrar ve barışın idamesine ve ekonomik kalkınmaya katkısını sunmaya devam etmektedir.



Değerli konuklar,



“Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür... Kültür, okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, uyanık davranmak, düşünmek ve zekayı eğitmektir” diyen Büyük Atatürk, çağdaş bir toplum yaratmada en önemli unsurlardan biri olarak kültürü ve eğitimi görmüş; her fırsatta eğitimin bir milletin dünyada saygınlık kazanmasına ve kalkınmasında oynadığı rolün önemini vurgulamıştır.



Bizler, “Benim için en büyük makam ve ödül, Türk Milleti’nin bir ferdi olarak yaşamaktır” diyen Atatürk’ün söylemlerini ve düşüncelerini ulusal bir servet olarak kabul etmekteyiz. Atatürk, her birimizin yüreğinde daima sevgi, saygı ve minnet duygularıyla yaşayacaktır.



Atatürk’ün Türk Milletine olan güveni ve inancı “ulusal egemenlik” ve “tam bağımsızlık” kavramlarında yerini bulmakta; “egemenlik kayıtsız şartsız Türk milletinindir” sözü Türk demokrasisinin mihenk taşını oluşturmaktadır. Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni Türk milletinin iradesinin yansıdığı en üst organ olarak yüceltmiştir. Günümüz Türkiyesi her alanda büyük başarılara imza atmakta; bölgesinde ve daha geniş coğrafyada demokratik devlet düzeniyle ve hızla gelişen ekonomisiyle örnek olarak gösterilmektedir.



Bu düşüncelerle, O’nu bu ölüm yıldönümünde ve O’nun her zaman özlem duyduğu bu coğrafyada bir kez daha rahmet ve minnetle anıyor, aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz.”